bir an...
alanya...
lüks bi otelin girişi...
bi kız... yığılmış kaldırıma ağlıyor... özenip yaptığı makyaj akıyor yüzünden.. o siyahlıklar göz kaleminden mi? ruhunun kiri mi damlayan? az önce el ele çıkmamış mıydı sevgilisiyle bu kapıdan? ayrıldılar mı acaba? ya da sadece o mu olmamış ayrılığa ağlayan? yüzünde hep korktuğu günün geldiğini gösteren acı. hangi aşkın tadı böyle can alıcı? annesi nerede acaba? kim var o ihtiyaç duyduğunda yanında? belli.. uzun zaman önce o da vazgeçmiş otobüslerde, çocuk olmaktan. ama kuramamış böyle afilli cümleler giden saflığının ardından.
bi adam... otobüse binmiş onun için güzel geçen tatilin ardından.. alışılmışlığına gidiyor. kafası rahat.. karşılaşılacak her soruna dair cümleleri hazır doğuştan. bi an soruyor kendine "neden böyle yaptı" diye sadece bi an.. öyle hızlı cevaplayıp savuşturuyor ki kız daha kalkmadı kaldırımdan.
ağlıyor kız.. görsen sanki varoluşundan beri o kaldırımda.. öyle yalnız.. onun gözyaşlarından nem tutmuş bu şehir. deniz sadece kandırmaca. neden ağlar insan? gözyaşımı içinden akıp gitmesini istediği? benliğimi yoksa?
ne mi oldu sonra?! kız bıraktı ağlamayı.. yüzyıllardır oturduğu kaldırımdan kalktı. düzeltti üstünü başını. odasına çıktı... çok geçmeden valizle indi aşağıya. yüzünde yeni bir makyaj yeni bir yüz yüzünde.. kendi bile unutmuş içindeki kirlerin nasıl aktığını. hazır yeniden yitirmeye kalan son saflıklarını. anahtarı bıraktı lobiye.. yürüdü.. yürüdü.. hiç duraksamadan geçti günah çıkardığı kaldırımdan. bindi taksiye..yol almaya başladı kendi alışılmışlığına...
25 Şubat 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder